Hata oluştu. Lütfen tekrar deneyiniz.
X
Sepet
Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.
EN TR
TR
EN
Kombi Kazan Isı Pompası Güneş Kolektörü Brülör Radyatör Isı Gideri Paylaşım Sistemi Yardımcı Ürünler
Bireysel Soğutma Merkezi Soğutma
Dalgıç Pompa Santrifüj Pompa Dalgıç Pompa Motorları Hidrofor Sirkülasyon Pompası
Bina Yönetim Sistemleri Enerji Verimliliği Danışmanlık Hizmetleri Isı Paylaşım Hizmetleri Satış Sonrası Hizmetleri
Yetkili Satıcılar Yetkili Servisler Tüketici Destek E-Ticaret Destek
Genel Bakış Faaliyetler Referanslar İnsan Kaynakları Yatırımcı İlişkileri Medya Kişisel Verilerin Korunması
ANASAYFA
Isıtma
Soğutma
Su Basınçlandırma
Mühendislik Hizmetleri
Destek
Kurumsal
İletişim

ÖNDER ŞAHİN TGRT HABER "SEKTÖR ANALİZ" PROGRAMINDA

NB: Evet sevgili seyirciler, bugünkü sektör analiz köşemizde iklimlendirme sektörünü işleyeceğiz. Konuğumuz Alarko Carrier Genel Müdürü Önder Şahin. Hoşgeldiniz efendim.

ÖŞ: Hoşbulduk.

NB: Evet, hemen sormak istiyorum: İklimlendirme sektörü bu seneyi nasıl kapatıyor? Yani biliyorsunuz beklentileri karşılayabildi mi? Avrupa’da kriz ortamı vardı bu bizi nasıl etkiledi? Etkiledi mi? Etkilemedi mi? Sizden dinliyoruz.

ÖŞ: İklimlendirme sektörünün daha bu seneyi kapatmasına 2 ay var herkes gibi. Bu senede iyi bir sene oldu. Şöyle söyleyelim tek tek senelere bakmak yerine, dönemsel bakarsak 2008’e kadar iklimlendirme sektörü çok iyi geldi. 2008 hatta fevkalade bir seneydi, sonra 2009’daki bu kriz. 2009 ve 2010 sektörde sıkıntılı 2 yıl oldu. Bu sıkıntılı 2 yılı takiben geçen yıl ise harika bir yıl oldu. Bu yıl geçen seneki kadar iyi olmamakla beraber, yine de iyi bir yıl olduğunu öngörüyoruz.

NB: Halbuki havalarda son derece sıcak geçti ama yazın...

ÖŞ: Tabi sektörün, hava sektörü etkileyen dinamiklerden bir tanesi az önce siz de dediniz; kriz yılları dediniz. Orda bir kere genel ekonomik şartlar, milli gelir, ondan sonra işte havalar, inşaat sektörünün gidişi, doğalgazın yaygınlaşması sektörü artı eksi etkileyen, fakat en önemlisi tabi genel ekonomidir.

NB: Evet, ürettiğiniz malı satabilmek, hepsinden önemlisi o.

ÖŞ: Evet.

NB: Şimdi, yapı sektöründeki canlanmayla birlikte doğalgaz kullanımındaki artış da beraberinde geliyor. Kombi ve kazan üretimi, radyatör üretimi de artıyor. Klima ve kombi satışlarında bu seneki hedefleri yakalayabilecek misiniz?

Öş: Yani, yakalanacağı tahmin ediliyor, öngörülüyor. Şöyle söyleyelim; az önce de söylediğim gibi, 2008’de aşağı yukarı 600 bin tane kombi ve 900 bin tane klima satılıyordu. 2009’da bu kombiler yaklaşık %40, klimalar %30 düşmüştü, müthiş bir düşüş oldu. Sonra, geçen yıl dediğim gibi harika bir yıldı. Aşağı yukarı bu 2008’deki rakamı geçti. Kombi nerdeyse milyona geldi ve aynı şekilde klima da 2008’deki rakamı geçti. Milyonun biraz üzerinde oldu. Bu yıl kombinin, milyonu bulmasa bile oralara yakın olacağı, klimanın da geçen yıla yakın 1 milyon civarında olacağı tahmin ediliyor. Şimdi bu rakamları söylerken, şöyle söyleyeyim; mesela bundan 20 yıl önce 92 yılında doğalgaz Türkiye’ye yeni yeni geldiği zaman, senede satılan kombi 10 bin tane, satılan klima 8 bin tane idi. 10 binden milyona geldiğini düşünürseniz, iklimlendirme sektörü bu 20 yılda müthiş bir gelişme kaydetti.

NB: Anladım. Şimdi, ısıtma, soğutma, havalandırma ve su arıtma basınçlandırma alanlarında faaliyet gösteriyor. Alarko 1998 yılında alanında Dünya’nın lider kuruluşu Carrier ile birleştiniz, eşit oranda ortaklığa girdiniz, yanlış söylemiyorum değil mi?

ÖŞ: Doğru.

NB: Evet, şirketin adı Alarko Carrier olarak değiştirildi. Sizi hiç zarar açıklamamış şirket olarak görüyorum ben. Çok enteresan, bu başarıyı nasıl yakaladınız diye size sormak istiyorum.

ÖŞ: Şimdi, önce bir ekleme yapayım. Biz 93 yılında, yani Carrier gelmeden önce zaten Borsa’ya açılmıştık. Şeffaf, yönetilir, izlenebilir bir ilke izliyorduk. %16’sı şirketin halka arz edilmişti. % 84 Alarko tarafındaydı. Bu 84’ün yarısını yani, 42’sini Carrier satın aldı. Dolayısıyla 42 – 42 – 16 oldu. 50 – 50 ortaklık derken aslında, 42 – 42 ortaklık. Dolayısıyla 3. büyük hissedar halktır, %16’ya sahip olan. Şimdi, bu başarıyı nasıl yakaladık? Hiç zarar etmedik. Alarko’nun, bizim kurucu başkanlarımız rahmetli Üzeyir Garih ve İshak Alaton’un bize öğrettiği, koyduğu ilkeler var. Bütün Alarko şirketlerinde bu geçerlidir. En büyük olmak gerekmez, en saygın olacaksın. Saygınlığın önemli şartlarından bir tanesi de sağlamlıktır. Dolayısıyla biz hiç bir dönemde en büyük, en çok fırlayan, en öne giden, sansasyonel bir şirket olmadık. Ama hep Türkiye’nin 500 büyük şirketi arasında, hep kar eden bir şirket olduk. Çünkü saygınlığın temel kuralı sözlerini yerine getirmektir. Sözünü kime yerine getirirsin? Önce müşteriye, sonra hissedara. Hissedar ne bekler? Kar bekler. Devlete, devlet ne bekler? Vergi bekler. Bütün bunları yapmak için kar etmeniz lazım. Dolayısıyla daha riskleri hesaplanabilir biçimde almanız lazım, burada bir sır yok, ama basit ilke budur.

NB: Çok güzel anlattınız gerçekten. Size sormak istiyorum, kış geliyor şimdi kombi satışları başladı mı? Büyük bir ihtimalle başladı. Türk halkı kombiyi ekonomik olarak gerçekten kullanabiliyor mu?

ÖŞ: Biz bu konuda çok gayret gösteriyoruz. Biz derken sektör olarak. Aslında bu soruya başka bir şekilde cevap vereyim. Şimdi biz sektör olarak çok örgütlü bir sektörüz. Sektörün ısıtma tarafı var, serinletme tarafı var. Burada Doğalgaz Sanayici ve İş Adamları Derneği adı altında bir dernekteyiz. Öbür tarafta, İSKİD adı altında bir dernekteyiz. Odalar Birliği bünyesinde, İklimlendirme Meclisi diye bir meclis var. Hatta TİM bünyesinde, İklimlendirme İhracatçıları Birliği diye bir birlik var. Dolayısıyla gayet örgütlüyüz. Bu örgütlülüğün ilkelerinden bir tanesi ülkede enerji verimliliğini sağlamak, kuralların ve emniyetin doğru uygulanmasını sağlamak. Bu ikisini sağlamak için de vatandaşı bilinçlendirmek gerekiyor. Çünkü uygun kullanmadığınız zaman hem enerji harcıyorsunuz hem de cebinizden para harcıyorsunuz. Bunu eğitmek, öğretmek için kitapçıklar bastırıyoruz. Çeşitli illerde eğitimler yapıyoruz. Bizim web sayfamıza girerseniz, bunlar var. Biz geçtiğimiz yıl bu konuda bir araştırma yapmıştık. Bunu, hala tam olarak kombiyi de klimayı da tam doğru kullanılmadığını...

NB: Görmüştük.

ÖŞ: Evet. Kombide, esasında mümkünse bunu içerdeki ısıyı ölçen bir termostatla ve hatta yapabiliyorsanız, bunu kumanda ettiği termostatik vanalarla...

NB: Yapmanız lazım.

ÖŞ: Yapmak lazım.

NB: Bir dakika, bir dakikanızı rica edeceğim. Çok kısa bir ara vereceğiz, hemen devam edeceğiz.

ÖŞ: Tabi.

NB: Evet sevgili seyirciler, yeniden Alarko Carrier Genel Müdürü, Önder Şahin ile birlikte söyleşimize devam ediyoruz. Siz kaldığınız yerden devam edin isterseniz.

ÖŞ: “Kombi doğru kullanılıyor mu?” diye sormuştunuz, ısıtma mevsimi geldiği için. Şimdi, kombi bir ısı üretiyor, doğalgazı yakıyor ve burada ısıtılan, üretilen ısı suya transfer ediliyor. Suyla radyatörlere gidiyor. Dolayısıyla radyatörden de havayı ısıtıyor ama pek çok yerde kumanda manuel olarak, sadece kombinin üzerinde ve insan vücudu içerdeki sıcaklığın kaç derece olduğunu, hassas biçimde duyumsama özelliğine sahip değil. Çok soğuk veya çok sıcak olduğu zaman hissedebiliyorsunuz. Onun için bunu ölçen eğer bir cihaz koyarsanız, bu bir oda termostatı olabilir veya radyatörlerin üzerinde vanalar olabilir, termostatik vanalar. İnsan için uygun sıcaklık, kışın 20 derecedir. 18 bile olabilir ama 20 derecedir normali. Eğer burayı 20 dereceye ayarlarsanız sizin 21-22’de hissedemediğinizi o hisseder ve kombinizi ona göre ayarlar. Dolayısıyla her bir derece için yaklaşık %10 fazla yakıt ödersiniz. Uygun dereceye düşürürseniz daha az yakıt ödersiniz. Ülkenin de doğalgaz faturası az olur, sizin de az olur, çevreyi de daha az kirletiriz. Onun için temel kombi kullanımında...

NB: Termostat kullanmak daha akıllıca.

ÖŞ: Termostat veya termostatik vana, termostatik vananın başka bir hususiyeti var. Her odada bir radyatör var. Her birinin üzerine ayrı bir termostatik vana koyuyorsunuz ve bu termostatik vanayı daha az kullandığınız odadaki sıcaklığı, daha düşük, daha ılımlı heryerde ayarlıyorsunuz.

NB: Kullanmadığınız odayı tamamen kapatabiliyorsunuz.

ÖŞ: Tamamer kapatmak pek uygun birşey değil.

NB: Bunu yapanlar çok var çünkü bildiğim kadarıyla odayı kullanmıyorum diye kapatıyor, kitliyor. Mesela, vanayı da kapatıyor. Demek ki doğru değil.

ÖŞ: Şimdi, bu ısı pay ölçer mekanizması geliyor biliyorsunuz. Ona da belki değiniriz, sadece kombiden söz etmeyelim. Çünkü merkezi sistemle ısınan pek çok bina var Türkiye’de.

NB: Şimdi yeni yönetmelikte zaten merkezi sistem ısıtmalar mecbur kılındı biliyorsunuz.

ÖŞ: Şöyle söyleyelim; bu kombi Türkiye’de 20 yıldır var fakat merkezi ısıtmalı apartmanlar ondan çok önce de vardı. Şimdi yeni yönetmelikle bu merkezi sistemle ısınan evlerde, yani aşağıda bir kazan var. Orada üretilen sıcak su bütün apartmana dağıtılıyor. Kimi az kullanıyor, kimi çok kullanıyor ve bunlar apartmanlar tarafından, yönetim tarafından metre kare esasına göre dağıtılıyor. Halbuki kimi sonuna kadar yakıyor, kimi az yakıyor. Şimdi ısı pay ölçer, her daireye ısı pay ölçer takma mecburiyeti var. Aslında bu 2007’de çıktı. Bu yasa, 5 yıl içinde uygulanacaktı ve bu yılın Mayıs ayından itibaren zorunlu hale geldi. Şimdi merkezi sistemdekiler bunu takıyorlar ve her radyatör üzerinde bir ısı pay ölçer ölçülüyor ve radyatörün üzerine de termostatik vana konuluyor. Bu konulduğu zaman sizin bunu hiçbir odada 15 dereceden daha aşağıya getirmemeniz gerekiyor çünkü eğer siz hiç yakmazsanız, ekonomi olsun diye kapatırsanız az ödiyeyim diye, siz binanın içinde bir bölümsünüz, diğer binalardan ısı transferi alırsınız ve aynı zamanda sizdeki soğukluğu da onlara transfer edersiniz. Onun için buna izin verilmeyecek. Onun için sıfıra getirmek makul değil.

NB: Herkes ısındığı kadar mı para ödeyecek şimdi?

ÖŞ: Evet herkes kullandığı kadar. Siz hepsini 18’e ayarlıyorsanız, üst komşu 25’e ayarlıyorsa, o 25’e göre ödeyecek, siz 18’e göre ödeyeceksiniz.

NB: Çok güzel birşey gerçekten, tam adaletli bir sistem dağılımı.

ÖŞ: Olacak inşallah.

NB: İnşallah olacak. Şimdi evden çıkarken, mesela insanlar kombiyi tamamen kapatıyorlar. Bu kapatmak herhalde pek akılcı bir çözüm değil.

ÖŞ: Pek tavsiye edilen bir şey değil.

NB: Soğuyor çünkü.

ÖŞ: Bütün kütle soğuyor, siz yeniden geliyorsunuz. Önce ısıtma sisteminin kütlesini ısıtıyorsunuz, sonra bu odaya transfer ediyorsunuz. Çıkarken bunu minimum derecelerde bir yere ayarlayıp, yanar vaziyette bırakmak daima daha iyidir. Özellikle kışın az kullandığınız evlerde, kombiyi yakmadığınız zaman, orada sirkülasyon da olmuyor. Hele bazı yerlerde yanlış olarak kombi dışarıda monte edilmiş oluyor. Bu donmalara da yol açabilir. Halbuki bu donma koruması için kombinin yanar vaziyette bırakılmasında daima fayda var.

NB: Bir de yeni bir yoğuşmalı kombiler var. Mesela içindeki şeyi, gazı tekrar kullanıyormuş.

ÖŞ: İçindeki gazı değil de, şeyi kullanıyor. Bizim reklamımız da odur. Şimdi geleneksel kombide doğalgaz geliyor, yakılıyor. Hani evinizdeki ocakta yanar gibi, yanıyor ve bir miktar bacadan da duman atıyorsunuz. Bu bacadan attığınız dumanın içinde belli bir miktarda ısı var çünkü içinde su buharı var. Su buharı aynı tencereden çıkan buhar gibi sıcak birşeydir. Yoğuşmalı kombide bunu atmadan önce, önce bir ikinci devreden geçiriyorsunuz. O su buharını yoğuşturuyorsunuz, içindeki ısıyı alıyorsunuz. Kullandığınız ısıya ilave ediyorsunuz. Dolayısıyla verim son derece artıyor ve giderek de pazar bu istikamete doğru gidiyor.

NB: Bu tip ürünlerinizdeki...

ÖŞ: Var var. Bizim de var, rakiplerimizin de var ve bu son 5-6 yıldır giderek artan bir pazar payıyla ilerliyor. Çünkü daha ekonomik, vatandaş çevreye, ülkeye vs. bunlara duyarlıdır ama önce kendi cebine göre hareket ediyor ve zaten bütün bunlar da kendi cebinden başlıyor.

NB: Doğru doğru, siz de o yüzden üretimi yapıyorsunuz anladığım kadarıyla.

ÖŞ: Şimdi, biz üretim yapıyoruz, başkaları da yapıyor. Hepimiz yarışıyoruz ve hepimizin hedefi herşeyde oldugu gibi daha ekonomik cihazları, daha yüksek verimli cihazları verebilmek çünkü vatandaş bunu arıyor. Yani; bir malın ilk satınalma bedeli var, bir de sahip olma bedeli var. Bunu aldığınız zaman 10 sene kullanıyorsunuz, 15 sene kullanıyorsunuz. Alış parasını bir defa veriyorusnuz ama verimsiz bir cihazın faturalarını sürekli ödüyorsunuz.

NB: Doğru, doğru, çok doğru. Evet çok doğru gerçekten. Şimdi siz ihracat da yapıyorsunuz büyük bir ihtimalle, anladığım kadarıyla.

ÖŞ: Evet yapıyoruz.

NB: Çin’e de ilk mal satan...

ÖŞ: Klima ihracatı, ilk mal satan değil, mal satan var ama klima satan yoktu.

NB: Klima satan yoktu, doğru söylüyorsunuz. Gerçekten ne kadar ihracat yapıyorsunuz?

ÖŞ: Şimdi, biz aşağı yukarı senede 30 milyon dolar ihracat yapıyoruz. Bu sektörde klima ve havalandırma dalında en yüksek ihracat yapan ödülünü geçen yıl bakanımızın elinden aldık. Aynı zaman da bu sektörde en çok ülkeye ihraç eden 2. şirket olma ödülünü de geçen yıl aldık. 53 ülkeye ihraç ediyoruz. Şöyle söyleyeyim; Fransa’daki Nice Stadyumu’ndaki klimalar da bizim, Avusturalya’daki Newcastle Üniversitesi’ndeki cihazlar da bizim, Monako’daki yat limanındaki de bizim, Şili’de de ihracatımız var, Güney Afrika’da var. Pakistan’a kadar yani bütün Dünya’ya ihracat yapıyoruz.

NB: Yapıyorsunuz. Bu yıl ne kadar vergi ödediniz?

ÖŞ: Şimdi, bu yılın vergisini biz ödemedik. 2011 yılının vergisini ödedik. Tam olarak rakamı hatırlamıyorum ama bizim vergi öncesi yani zannederim, şöyle söyliyeyim; 8 ila 9 milyon lira arasında olması lazım.

NB: Eski parayla 9 trilyon lira yani.

ÖŞ: Evet. En yüksek vergi veren ödülü, bizim şirketimizi ziyaret ederseniz göreceksiniz. Şöyle büyük bir duvar, en üstte, en yüksek vergi veren ödülüdür. Sizi kutluyorum, ben bütün ekonomi muhabirlerine de bu sorunun sorulmasını öneriyorum çünkü görüyorum pek çok sektörde, pek çok kimse şöyle atladık, böyle katladık, böyle yaptık diyor. Peki kaç para vergi verdin yani bu başarıyı devletle ne kadar paylaştın orası biraz...

NB: Es geçiliyor.

ÖŞ: Es geçiliyor.

NB: Evet doğru söylediniz. Gerçekten insan bu topraklar üzerinde, eğer bu üretimi yapıyorsanız siz verginizi ödeyeceksiniz. Büyük bir ihtimal yani, vergi size gerisin geri dönüyor zaten.

ÖŞ: 1. soruda söylemiştim; Alarko’nun bir numaralı ilkesi, yani bize - ben 38 senedir Alarko’luyum - öğretilen dürüstlüktür. Kime karşı dürüst olacaksın? Müşterine karşı dürüst olacaksın, hissedarına karşı dürüst olacaksın, çalışanına karşı dürüst olacaksın ve devlete karşı dürüst olacaksın.

NB: Bu ilkeleri savunanlar, kolay kolay yıkılmazlar gördüğüm kadarıyla.

ÖŞ: Yani, çok şükür bu güne kadar yıkılmadık.

NB: Biraz sizden söz etmek istiyorum. Yani 38 yıldan beri ordayım dediniz, gözünüzü açtınız Alarko’da herhalde.

ÖŞ: Yok, ben 1970 ylında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden mezun oldum. 3,5 sene devlette çalıştım sonra bu Kıbrıs harekatı sırasında 1,5 sene de askerlik yaptım. 75 yılında artık 5 yıllık mühendistim. Alarko’ya girdim 75’te.

NB: Giriş o giriş.

ÖŞ: Giriş o giriş, evet.

NB: Ben şunu sormak istiyorum; fiyat rekabetini nasıl sağlıyorsunuz? Yani benim gördüğüm kadarıyla yabancı kuruluşlar Türkiye’ye geldiler, büyüme hızındaki Türkiye’den istifade etmek için ama rakipleriniz de arttı...

ÖŞ: Çok çok, çok muazzam.

NB: Değil mi? Büyük arttı ama şu anda benim gördüğüm kadarıyla işin püf noktası fiyat yani, fiyatta bir rekabet edebilme imkanına kavuşursanız, siz diğerlerinin önüne geçersiniz diye düşünüyorum. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?

ÖŞ: İşte, işin zaten ana noktası burası. Onu piyasa tayin ediyor. Bizim muhtemelen rakiplerimizin de vardır. İzleme komitelerimiz var. Biz piyasada ana ürünlerde herkesin fiyatlarını izliyoruz ve ondan sonra fiyatımızı maliyetimize göre değil, piyasaya göre oluşturuyoruz.

NB: Güzel.

ÖŞ: Bu izlemeye göre kendimizi bir yere konumlandırıyoruz. Diyoruz ki: Bizim fiyatımızın şunun altında, bunun üstünde, şurada bir yerde olması lazım çünkü bunun için de aura araştırması yapıyoruz. Yani; her yıl bizi vatandaşımızın nasıl algıladığı, nerelerde algıladığı ve bu algıya göre bizim kendimizi nerede konumlamamız gerektiğini biliyoruz. Onun için her üründe, her ay bir fiyat tespit komitemiz var. Bu fabrikadan, pazarlama grubundan ve satıştan insanlardan oluşuyor. Bunu izliyoruz ve ona göre bir fiyat politikası izliyoruz. Tabi fiyat rekabeti çok önemli. Biz 98’de ilk yabancı ortak olan bu sektörde şirketiz. Bu 14 yılda Avrupa’nın bütün devleri artık Türkiye’ye geldi ya şirket satınaldı ya kendi kurdu. Muazzam bir rekabet var. Şimdi bu rekabette bizi rahatsız eden, türk lirasının değerli olması, türk lirası değerli olunca bizim gibi sanayiciler, her yıl belli bir enflasyona katlanıyor fakat satışlarınız ithalatçı bir rakibe karşı olduğu zaman, o adamın malı Türkiye’ye indirmesi daha kolay. Aynı zamanda siz ihracat yaparken düşük kur nedeniyle ama muhtemelen tabi hükümetimizi yönetenler de, ki çok başarılı bir ekonomi yönetiyorlar. Bu sıkıntıyı bilmelerine rağmen öncelikler nedeniyle böyle bir yol izliyorlar.

NB: Büyük bir ihtimalle, tahmin ediyorum faizleri aşağıya çekecekler. Zaten bugün merkez bankası ekonomistlerle bir toplantı yapacak, bunun sinyalini verecek zira ihracatla ithalat arasındaki fark açılırsa, bu sefer cari açık tekrar büyüyecek.

ÖŞ: O epeydir var ama onu böyle böyle hallediyorlar şimdilik.

NB: Evet, Önder Bey vaktimiz sona erdi. Çok teşekkür ederim verdiğiniz bilgilerden dolayı. Başarılar diliyorum efendim.

ÖŞ: Teşekkür ederim, sağolun.

Tümünü Temizle
Karşılaştır