Hata oluştu. Lütfen tekrar deneyiniz.
X
Sepet
Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.
EN TR
TR
EN
Kombi Kazan Isı Pompası Güneş Kolektörü Brülör Radyatör Isı Gideri Paylaşım Sistemi Yardımcı Ürünler
Bireysel Soğutma Merkezi Soğutma
Dalgıç Pompa Santrifüj Pompa Dalgıç Pompa Motorları Hidrofor Sirkülasyon Pompa
Bina Yönetim Sistemleri Enerji Verimliliği Danışmanlık Hizmetleri Isı Paylaşım Hizmetleri Satış Sonrası Hizmetleri
Yetkili Satıcılar Yetkili Servisler Tüketici Destek E-Ticaret Destek
Genel Bakış Faaliyetler Referanslar İnsan Kaynakları Yatırımcı İlişkileri Medya Kişisel Verilerin Korunması
ANASAYFA
Isıtma
Soğutma
Su Basınçlandırma
Mühendislik Hizmetleri
Destek
Kurumsal
İletişim

Önder Şahin’le Görüşme: Bloomberg TV "Devre Arası"<br>"Bu Sene 2008’i Yakalayabiliriz"

- Devre Arası programının bu bölümünde Alarko Carrier Türkiye Genel Müdürü Önder Şahin bizlerle birlikte stüdyomuzda, hoşgeldiniz.

ÖŞ- Hoşbulduk.

- Evet sıcaklar biraz geç kaldı ama sonunda geldi, nasıl gidiyor sizin sektörünüzde işler?

ÖŞ: İyi gidiyor, sıcaklar gider gelir. Bizim sektör iki yönlü, sıcaklar gelir insanlar klimayı hatırlar. Sonra kış gelir insanlar ısınmayı hatırlar. Bizim sektörün genel tanımlaması iklimlendirme. Yani kapalı mekanlarda, insanların yaşadığı mekanlarda insanlara konforlu hissedecekleri ortamı sunan cihazları vermek. Kışın ısıtma, yazın serinletme. Şimdi insanlar kışın bu ısıtmayı pek hatırlamıyorlar. Ama yaz gelince klimayı birdenbire hatırlıyorlar. Çünkü klima hayatımıza çok daha sonra girdi.

- Peki ne sıklıkla değiştiriyorlar evdeki klimayı. Ben kötü bir örneğim mesela. 20 yıllık bir klima vardı bizim evde. Geçenlerde bozuldu, tamir ettirdim. Sonra hatırladım ki o klima 20 yıllık gerçekten.

ÖŞ- 20 yıllık klimanın değişmesi lazım. Çünkü çok büyük ihtimalle onun içinde kullanılan soğutucu akışkan da artık kullanılması izin verilmeyen cinsdendir. Sonra teknoloji de çok hızlı değişiyor. Türkiye’de zaten klimanın farkına varılması son 20 yıldır. Yani 1990’ların başıdır. Halbuki ısıtma çok daha eski. Şimdi madem yaz, klimadan konuşacaksak, klima denince insanın aklına o duvara takılan cihaz geliyor. Halbuki alışveriş merkezlerinde, otellerde bina tasarlanırken iklimlendirmenin de tasarlandığı büyük binalarda merkezi sistem klimalar da var. Hiç bilmediğiniz, görmediğiniz bir takım teknik odalarda bulunan havayı işleyerek size veren esas klimitizasyon. Yani iklimlendirmenin ağırlığı orası. Fakat binaların çoğu, inşaatların çoğu, evler konutlar yapılırken klima yapılmadığı için klima, sonradan getirilip pat diye monte ediliyor. İnsanlar da onu duvarlarında gördükleri için klima denince akıllarına hep o geliyor. Sonra yaz bastırınca birdenbire hatırlıyorlar. Zannediliyor ki yaz gelince klima satışları müthiş artıyor. Bireysel kullanıcının, yani evine klima almak isteyenin talebi belli bir döneme sıkışıyor. Halbuki kurumsal alıcılar, söz gelimi bankalar, büyük kuruluşlar, sigorta şirketleri, küçük esnaf, berberi, kuaförü vs o yazın geleceğini biliyor daha kıştan klimasını alıyor. Onun için klima aslında 12 ay satılıyor. Sadece bireysel tüketicinin talebi belli bir döneme sakışıyor.

- Peki yazın satışlarınız ne kadar yukarı çıkıyor. Bu bireysel tüketicinin talebinin devreye girmesiyle.

ÖŞ- Bizim de üyesi olduğumuz bu işte çalışan belli başlı firmaların toplandığı İSKİD diye bir dernek var. Bunun yaptığı bir basın toplantısında bir sunuş oldu. Bu toplantıda denildi ki, bakın klima montajlarının çoğu Ağustos ayına sıkışıyor. Herkes herşeyi aynı anda isterse hiçbir sektör buna aynı şekilde cevap veremez. Yani kasabın kapısında bile herkes gelip kıyma istese adamın o kıymayı çekme süresi var. Bizde montajların özellikle bireysel montajların yoğunlaştığı ay Temmuz veya Ağustos’tur. Yani sıcakların bastırdığı, ev halkının iki gece üst üste sıcaktan uyuyamadığının ertesi günü klima almaya koştuğu koştuğu zamandır. Ama klima satışları 12 ay boyunca devam eder. İSKİD’in toplantıda mesajı da buydu. Eğer klima alacaksanız bunu nasıl sağlayacaksınız?

- Yazı beklemeyin.

ÖŞ- Yazı beklemeyin. İngilizlerin bir atasözü var, “buy ice in winter” yani buz alacaksan kışın al, bolken, ucuzken, rahatken.

- Fiyatlar daha uygunken değil mi?

ÖŞ- Fiyatlar mevsime göre pek fazla değişim göstermiyor. Çünkü büyük bir rekabet var. Bu rekabet nedeniyle herkes en iyi koşulları, en iyi şartları sağlamaya çalışıyor. Yani talebin birden artmasından bir avantaj sağlama gayreti söz konusu olmuyor.

- Peki Türkiye ekonomisi çift haneli büyüyor. Sizin sektörünüzde büyüme rakamları nasıl. Kriz ardından nerdesiniz şu anda?

ÖŞ- İyi bir soru. Bizim sektör 2008’de zirvedeydi. Yani ısıtma ve soğutmayla beraber, iki tarafı aşağı yukarı 1,6 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştı. 2009 krizinde bu pat diye 1,1 milyar dolara düştü. Yani ciddi bir sarsıntı oldu. Nitekim firmaların mali göstergeleri de bunu yansıttı. 2010’da bir miktar toparlanma oldu ve hacim aşağı yukarı 1,4 milyar dolara çıktı. Ama hala 2008 yakalanmamıştı. Bu yıl yine bir toparlanma oluyor. Özellikle ısıtma tarafında bir toparlanma oluyor. Bu yıl 1,5 milyor doları biraz aşacağımız, ama hala 2008’i yakalayamayacağımız öngörülüyor. Yani biz 2008’den sonra 2010’a kadar...

- Ne zaman 2008 yakalanacak?

ÖŞ- 2008’de bizim sektörde %30 gibi ciddi bir düşüş olmuştu. Bu sene artık 2008’i yakalamaya çok yaklaşacağız.

- Peki bu düşüşün geri alınmasının bu kadar uzun sürmesine ne diyorsunuz. Global anlamda da bu böyle mi yoksa Türkiye’de mi böyle?

ÖŞ- Global anlamda da bu böyle. Yani ben ortağımız Carrier’in Avrupa’daki toplam satışlarına bakıyorum, onların eğrisi de aynı aşağı yukarı bunu gösteriyor. Çünkü Türkiye’nin büyümesi derken siz ortalama bir rakamı söylüyorsunuz. Bunun içinde büyüyen sektörler var küçülen sektörler var. Kriz zamanında bile hatırlarsanız telekomünikasyon sektörü inanılmaz büyümedeydi. Son iki senede inşaat sektörü hızlı bir büyümede. İnşaat sektörünün hızlı büyümesi bizim sektörü de peşinden sürüklüyor. Çünkü inşaatın son safhasında bizim ürünlerimiz içeri dahil oluyor. Eğer Türkiye’nin durumu böyle giderse gelecek sene büyük ihtimalle sektör olarak da firma olarak da 2008’i de aşarız. Hatta bu sene belki aşma ihtimalimiz de var.

- Evet Türkiye’nin büyüyor olması ve inşaat sektörünün büyüyor olması sizin sektörünüze de olumlu yansıyor. Mesela Amerika’da inşaat sektörü bir türlü büyüyemiyor orada herhalde...

ÖŞ- Çünkü Türkiye’nin büyümesi %6’lar civarında. İMSAD’ın raporlarına baktım. İnşaat sektörünün büyümesinin %16’larda olduğu söylüyor. Demek ki inşaat sektörü klimayı o kadar yanında sürüklemiyor. Çünkü inşaat yapılırken klimayı neticede evi alan adama bırakıyor. Ama ısıtma inşaatla beraber, kalorifer, radyatör vb. ile hızla büyüyor. Onun için ısıtma sektörü klimadan daha hızlı büyüyor.

- Peki Alarko’nun Alarko Carrier’ın özelinde bu seneyi nasıl tamamlayacaksınız? İlk 6 ayı geride bıraktık büyüme tarafında nasıl gidiyor işler?

ÖŞ- Evet bizde gayet iyi gidiyor. Bunu şöyle söyleyebiliriz. Biliyorsunuz biz borsada bir şirketiz. Her çeyrek sonunda da borsaya sonuçları açıklıyoruz. İlk çeyrek sonuçlarını açıkladığımız zaman basından ve televizyondan bize ilgi büyük olmuştu. Çünkü gerçekten ilk çeyrekte çok iyi bir performans göstermiştik. Hem satışlarımız geçen yıldan %40 fazlaydı, hem de karlılığımız da iyiydi. Şimdi ikinci çeyrek sonuçlarını henüz açıklamadık. İkinci çeyrekte de bu trendin süreceğini görüyoruz.

- Yani ikinci çeyrek birinci çeyreği aratmayacak.

ÖŞ- Öyle gibi görünüyor. Eğer böyle devam edersek. Biz 2008’de, ki en iyi performansımız 220 milyon dolar o senedir, bu sene onu yakalayabilir, belki de geçebiliriz. Eğer Türkiye’de istikrar, durum, ekonomi herhangi bir şekilde bozulmadan böyle devam ederse, ki edeceğe benziyor.

- Havalar da sıcak gidiyor.

ÖŞ- Siyasi havalar, vatandaşın güveni... Bunlar iklimden daha önemli. 2009’da da yaz sıcaktı ama 2008 krizinin sonunda...

- Şimdi yemin krizi çıktı, yemin krizinin önüne şike operasyonu geldi, hani gündemsiz kalmıyor Türkiye. Türkiye’de yaz rehaveti hiç gelmiyor.

ÖŞ- Bunlar vatandaşın kararını etkileyecek şeyler değil. Biliyorsunuz Tüketici Güven Endeksi diye birşey var. Vatandaş geleceğe dönük bir güvensizlik hissederse, işini kaybedeceğini, gelirini kaybedeceğini düşününce o zaman hemen alım kararını gözden geçiriyor. Böyle birşey de yok. Tüketici Endeksi son 3-4 yılın en iyi durumunda. Onun için bizim sonuçlarımız iyi. İnşallah Türkiye ile beraber biz de iyi olacağız, iyi olmaya devam edeceğiz.

- Peki sizin sonuçlarınız iyi. Bu iyi sonuçlar paralelinde yatırım planlarını konuşmadık. 2011 için yatırım planlarınız nasıl gidiyor. Yeni yatırım planları var mı?

ÖŞ- Yok. Biz aşağı yukarı 2000 yılında ve 2006 yılında iki büyük yatırım yaptık. İki modern fabrika kurduk. Artık yeni bir yatırım planımız yok. Ancak biz her sene aşağı yukarı 2–2,5 milyon dolar civarında yenileme ve geliştirme yatırımı yapıyoruz. Ama bunlar yeni istihdam yaratacak yatırımlar değil. Önümüzde de öyle bir planımız yok.

- Peki ihracat nasıl gidiyor?

ÖŞ- İhracat 2008 senesinde “pick” noktaya çıkmıştı. 47 milyon dolar ihracat yapmıştık. 2009’da bu 30 milyon dolara düştü ve şimdi iki senedir o seviyelerde. Yani tam bir pazarı geliştiriyorsunuz orada bir sıkıntı çıkıyor. Bizim en büyük ihracatımız Güney Avrupa’ya, yani İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan ve Kuzey Afrika’ya idi..

- Onlar da krizde.

ÖŞ- Her ikisinde de sıkıntılar oldu. Hiç müşteri kaybetmedik. Ama her müşterinin alımları azaldı. Libya’daki olaydan, Türk müteahhitleri kadar olmasa bile onlara mal veren bir firma olarak biz de olumsuz etkilendik. Ama yine de aşağı yukarı 30 milyon dolarlar civarında sabit bir yere oturduk, ki bundan 10 sene önce 3 milyar dolarlar civarındaydı. Şimdi yeni bir ürün geliştirme çabalarımız var. Önümüzdeki 5 sene içinde 30 milyon doların en az 50 milyon dolara çıkacağını öngören bir yol haritamız var.

- Peki rekabet avantajı açısından Türk ürünün avantajı ne? Onu yakalayabildik mi? Bu konuşuluyor, sizin sektörünüzde durum nasıl ihracat açısından?

ÖŞ- Bizim sektörümüzde ihracat açısından durum iyi. Isıtmada Türkiye Avrupa’nın en büyük ihracatçılarından biri. Radyatörde, kombide bütün büyük firmalar artık Türkiye’de. Yani ısıtmada Türkiye Avrupa’nın en önemli üstlerinden biri diyebilirim. Klimada biraz daha geride olmakla beraber orada da durum benzer. Şimdi dünya o kadar global bir hale geldi ki Türkiye nedir Avrupa nedir herkes birbirinden mal alıyor satıyor. Bütün dünyada kabul görecek bir malı yaptığınız zaman ve özellikle belli standartlarla, yani diyelim ki CE belgesine sahip bir cihaz yaptığınız zaman, o diploma her yerde satılabiliyor. Türkiye geliştirdiği teknolojiyle, hevesiyle, özellikle pazarlama gayretleriyle ve Avrupa’da giderek yükselen imajıyla beraber çünkü ihracat için ülke imajı da çok önemli, giderek daha iyi bir yere geliyor.

- Bir de inovasyon çok önemli, su ve elektrik tüketimini azaltan ürünler herhalde tercih edilir olacak. Çünkü su azalıyor dünyamızda elektrik fiyatları da pahalı öyle değil mi?

ÖŞ- Su tüketicinin tercihinde şu anda birinci önemde değil, ama elektrik birinci önemde. Çünkü her ay kullandığı cihaza ilişkin bir elektrik faturası ödüyor. Onun için sektörde herkes en yüksek verimli cihazı satmaya çalışıyor. En yüksek verimli cihaz en az elektrik tüketen cihaz demektir. Vatandaşın da en az elektrik parası ödeyeceği anlamına geliyor bu. Onun için de dikkat ederseniz reklamlarda da herkes yüksek verim ve enerji tasarrufunu öne çıkarıyor. Bu işin doğasının bir parçası.

- Peki şimdi enerji verimliliği deyince sizde yeni çalışmalar neler. Hani bu konuda Alarko Carrier’ın yaptığı çalışmalar var mı?

ÖŞ- Sürekli var. Şimdi enerji verimliliği aslında biliyorsunuz bir soyut bir kavram değil artık hayata geçti. Geçtiğimiz yıl hükümetimiz Enerji Verimliliği Yasası diye veya Binalarda Enerji Perormansı “BEP” yasası diye bir yasa yayınladı. Yeni yapılacak bütün binalar buna uymak zorunda. Eski binalar da 5 yıl içinde buna geçmek zorunda. Buralarda kullanılacak cihazların hepsinin yüksek verimli olması gerekiyor.

- Bu AB’ye uyum kapsamında mı?

ÖŞ- Tabi AB’ye uyum yasaları kapsamında. Onun için artık belli bir yola girildi. Bu yolda herkes hem buna uymak zorunda hem de yarışarak rakiplerinden daha verimli cihazlar yapmak zorunda. Biz de hem ısıtma alanındaki hem de klima alanındaki en yüksek verimli cihazları sağlamak üzere bütün çaba ve çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz.

- Peki tüketiciden talep var mı bu konuda? Bilinirlilik ne durumda?

ÖŞ- Tabii müthiş. Az önce söylediğim gibi tüketici elektrik faturasını öderken bunu fark ediyor. Komşum kombisine kaç para ödemiş ben kaç para ödüyorum diye bakıyor ve hemen bu bilinç oluşuyor. Çevreyi koruyayım değil ama kendi cebimi koruyayım kaygısı otomatikman çevreye de yansıyor.

- Peki Önder Bey süremizin sonlarına geliyoruz artık hani tüketiciye ne tavsiye edersiniz, klima alırken nelere dikkat etmeli?

ÖŞ- Birincisi ben İSKİD derneğini de öne çıkararak söyleyeceğim. Türkiye’de bu sektör gayet iyi örgütlenmiş. Klima alırken İSKİD üyesi firmalardan klima cihazı alınması bir şemsiye güvence olur. Yani bizden alınsın demiyorum, ısıtma cihazları seçerken de, yani kombi vb DOSİDER üyesi firmalardan alırnırsa da bir güvence olabilir. İkinci önerim en ucuz malı almak doğru değil, en yüksek verimli olan malı almak doğru.

Çünkü satınalma maliyetinden ziyade sahip olma maliyeti çok önemli. Yani satın alırken 1 defa para veriyorsunuz fakat bu cihazı aldıktan sonra kullanırken her ay faturasını ödüyorsunuz. Yüksek verimli cihazları almaya dikkat etmek lazım. Pazardan karpuz alır gibi bir marketten bir tane klima alıp evine getirip onu takmayı da hiç önermiyorum. Bilen birisinin yapacağı keşfe göre, yani doktorun yazacağı reçeteye göre, doktor gözetiminde ilaç alır gibi önerilen klimayı önerilen biçimde monte ettirmelerini de tavsiye ediyorum.

- Peki ne sıklıkla değiştirmek gerekiyor? Ben kendim için soruyorum, 20 yıllık klima var evimde.

ÖŞ- Şöyle söyleyeyim, benim evimdeki klimalar 10 yıllıktır. Ben de artık düşünmeye başlıyorum, öyle denilebilir. Çünkü aslında hala çalışıyor cihaz, ama büyük ihtimalle enerji verimliliği çok geride.

- Faturadan...

ÖŞ- Evet çünkü her yeni çıkan cihaz çok daha yüksek verimli ve çok daha yüksek teknoloji eseri. Filtreleri daha iyi, sesi daha düşük. Onun için 10 yılda bir değiştirmekte fayda var.

- Değiştirmekte fayda var.

ÖŞ- Denilebilir. Fakat her yıl bakımını yaptırmak lazım. Nasıl arabanın 3.000 kilometrede bir yağını değiştiriyorsanız klimanın da her sezona girmeden önce bir bakımını yaptırmak lazım. Aynı şey kombi için de geçerli.

- Peki havaların ısındığı bu günlerde izleyecilerimize duyurulur diyelim. Çok teşekkür ediyorum katılıdğınız için. Önder Şahin Alarko Carrier Genel Müdürü bizlerle birlikteydi bu bölümde.

Tümünü Temizle
Karşılaştır