Hata oluştu. Lütfen tekrar deneyiniz.
X
Sepet
Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.
EN TR
TR
EN
Kombi Kazan Isı Pompası Güneş Kolektörü Brülör Radyatör Isı Gideri Paylaşım Sistemi Yardımcı Ürünler
Bireysel Soğutma Merkezi Soğutma
Dalgıç Pompa Santrifüj Pompa Dalgıç Pompa Motorları Hidrofor Sirkülasyon Pompası
Bina Yönetim Sistemleri Enerji Verimliliği Danışmanlık Hizmetleri Isı Paylaşım Hizmetleri Satış Sonrası Hizmetleri
Yetkili Satıcılar Yetkili Servisler Tüketici Destek E-Ticaret Destek
Genel Bakış Faaliyetler Referanslar İnsan Kaynakları Yatırımcı İlişkileri Medya Kişisel Verilerin Korunması
ANASAYFA
Isıtma
Soğutma
Su Basınçlandırma
Mühendislik Hizmetleri
Destek
Kurumsal
İletişim

İKLİMLENDİRMEDE POTANSİYEL MÜTHİŞ

Isıtma ve soğutma alanlarına yönelik olarak üretim yapan sanayiye iklimlendirme sektörü deniliyor. Son dönemde bu sektörün her iki ana ayağı da hızlı büyüyor. Üstelik her iki alan da müthiş bir büyüme potansiyeli taşıyor.

Sektörün ısıtma ayağındaki büyüme potansiyeli doğalgazla ilgili. 35’in üzerinde şehre doğalgaz götürülmesi planlanıyor. Dolayısıyla, bu illerdeki 1,5 milyon konut, sektörün potansiyel hedefi. Bunun dışında her 100 hanenin 80’inde kalorifer olmaması da sektörün büyüme potansiyelini ortaya koyuyor. Türkiye’de yıllık ortalama yeni konut talebi 600 bin civarında. Bu talebin yavaş yavaş realize olmasıyla da ısıtma alanı büyüyor. 2005’te 2002’ye göre yüzde 51 büyüme gerçekleştirilmesi de ısıtma cihazlarının geleceğinin parlak olduğunu gösteriyor.

Sektörün soğutma ayağında ise erişebilirlik ve farkındalığın artmasıyla talep yükseliyor. Split klima pazarının son 2 yılda 2 katına çıkması da talepteki artışı gösteriyor. Alarko Carrier Genel Müdürü Önder Şahin, henüz hanelerin yüzde 5’inde klima olduğunu söylüyor. Bu alanda en hızlı büyüme, hafif ticari denilen kuaför, ayakkabıcı gibi küçük ticari işletmelerde kaydediliyor. Önder Şahin, her iki alanın da önemli bir büyüme potansiyeli olduğuna dikkat çekiyor ve sektörün geleceğini iyi gördüklerini söylüyor.

"KLİMADA ERİŞEBİLİRLİK ARTTI"
KLİMA PAHALI BİR ÜRÜNDÜ. 1990’dan önce klima lafı Türkiye’de yoktu, 1990’lardan sonra insanlar klimanın otomobilin çok basit bir parçası olduğunu öğrendi ve keyif almaya başladı. Klimanın farkındalığı bundan sonra başladı. "Eve de alalım" dediler, ancak pahalı olduğu için alamadılar. Şimdi klima 400 dolara alınan, duvara takılan bir ürün. Bir süre sonra "Az elektrik tüketeni var mı, taze hava veriyor mu" gibi sorgulamalar başlayacak.

ARÇELİK VE VESTEL’İN KATKISI. Split klima pazarındaki hızlı büyümenin etkilerinden biri de erişebilirliğin giderek artmış olmasıdır, Arçelik ve Vestel gibi iki büyük firmanın bu işe girmesi ve onların büyük dağıtım kanalları etkili oldu. Bundan 5 yıl önce klima alınması daha zor, pahalı bir üründü. Ama cep telefonu, bilgisayar da böyleydi. Yani, teknolojinin gelişmesi etkili oldu, Farkındalık ve erişebilirliğin artması büyümeyi getirdi.

MERKEZİ KLİMADA LİDERİZ. Merkezi klima profesyonellere dönük bir iş. Çünkü, orada sahip olma maliyeti denilen bir kavram var. Bu ürün alındığı zaman 15-20 yıl kullanılır. Dolayısıyla bu süre içindeki maliyete bakılır. Müşteriler son derece bilinçlidir ki bu nedenle 10-12 tane oyuncu vardır. Biz kendimizi bu işin lideri olarak konumlandırıyoruz.

Alarko Carrier Genel Müdürü Önder Şahin, şirketini, iklimlendirme sektörünü ve geleceği Capital’e şöyle değerlendirdi:

Şirketiniz 2005’e 200 milyon YTL ciro hedefi ile girdi. İlk 9 ayı geride bıraktık. Yılın başında kendinize koyduğunuz hedeflere ulaştınız mı?
Yılbaşında ifade ettiğimiz hedefleri, öyle sanıyorum ki, düşük giden döviz kurlarına rağmen en az yüzde 10 oranında aşacağız. Bugün Türkiye’de düşük kur gerçeği var. 1996’dan beri Türkiye Gümrük Birliği’nde olduğu için bugün pek çok şirket ithalat yapıyor. Bu ürünlerin fiyatı Euro düştükçe geriliyor. Dolayısıyla, giderek azalan bir fiyat eğrisi söz konusu. Ama bizim gibi yerleşik sanayicilerin maliyetleri ise enflasyonla artıyor. Giderek marjlarınız daralıyor.

Düşen fiyatlara rağmen biz hedeflerimizi YTL bazında yüzde 10 geçeceğiz. Geçen yıl satışlarımız 137 milyon dolardı. Bu yıl 160 milyon dolar civarında olacağını tahmin ediyoruz. Kârlılığımızın da geçen yıldan daha iyi olacağını düşünüyoruz. Çünkü, değişen şartlara adapte olma kabiliyetimizi geliştiriyoruz.

Bu fazla büyüme neden kaynaklandı? Siz mi iyiydiniz, pazar mı iyiydi?
Bu büyümeyi tek bir unsura bağlayamayız. Bütün sektörlerdeki temel büyüme GSMH’nin büyümesiyle doğru orantılıdır. Yani, halkın elindeki para arttıkça, sektörel büyümeler oluşur. Bu bizim sektörde de böyledir.

Ancak, sektörümüzün kendine özgü iki farklı dinamiği oldu. Etkisini henüz tam hissetmemekle birlikte Anadolu’daki birçok yere doğalgaz gelmesi bunlardan ilkiydi. Diğer dinamik ise klimada yaşandı. Küresel ısınmayla birlikte hava sıcaklığı arttı ve bu ürüne olan talep de olumlu etkilendi. Klima eskisi gibi az bilinen, sadece sinemalarda ve otellerde karşılaştığımız bir ürün değil. Artık "eve de alalım" düşüncesi tüketicide oluştu.

Bunun dışında, teknolojik gelişmeler nedeniyle bireysel-klimaların fiyatları çok düştü. Bunlar alınabilir ve ulaşılabilir hale geldi. Dolayısıyla bu alanda da ciddi büyümeler yaşandı. Biz de bu büyümelerden faydalandık. Tabii, Carrier ile ortak olduğumuz için kendi teknolojimizi geliştirdik, ihracatımızı artırdık. Geçen yıl 22 milyon dolarlık ihracat yaptık. Bu yıl çok büyük bir ihtimalle 25 milyon doları aşacağız. Yani, kendimize koyduğumuz hedeflerle istikrarlı bir şekilde büyüdük.

Alarko Carrier’ın 2004 yılında 10,1 olan pazar payı 2005 yılında 10,4’e yükseldi. Klimada ise yüzde 10,8’e ulaştı.

Bu büyüme faaliyette olduğunuz alanlarda sizi nereye taşıdı?
Bunu anlatabilmek için önce faaliyette olduğumuz alanı tanımlamak lazım. Bunun için de ısıtma ve serinletme pazarından söz etmeliyiz.

Gazla çalışıyorsa kombi, motorinle çalışıyorsa sıvı yakıtlı kat kaloriferi, katı yakıtla çalışıyorsa katı yakıtlı kat kaloriferi bireysel ısıtma ürünleridir. Bir de kazan, brülör, sirkülasyon pompaları, genleşme tankları gibi merkezi sistemler var. Bunlar ısıtma pazarındaki bileşenlerdir.

Soğutmada ise bireysel ve merkezi klima sistemleri bulunuyor. Bütün bu pazarı iklimlendirme sektörü olarak adlandırıyoruz.

Bunu şunun için anlatıyorum; mesela bu pazarda ismi duyulmuş önemli oyunculardan Termoteknik sadece radyatör yapar. Erensan ise sadece kazan üretir. Onun için önce ısıtma pazarından söz ediyoruz, sonra bunun alt kategorilerine iniyoruz. Bu açıdan bakarsanız toplam ısıtma pazarında payımızı 2005 için yüzde 10,4 olarak tahmin ediyoruz. Geçen yıl da yüzde 10,1 seviyesindeydi. Toplam klima pazarındaki payımızı ise 10,8 olarak hesaplıyoruz. Bu paylar ürünlere inildikçe değişkenlik gösteriyor. Mesela bizim iddialı olmadığımız katı yakıtlı kat kaloriferindeki payımız yüzde 3’tür. Buna karşılık merkezi sistemli klimalarda payımız yüzde 36’dır.

"SPLİT KLİMADA PAZAR 2 YILDA 2’YE KATLADI"
İKİ FİRMA ÜRETİM YAPIYOR. Merkezi sistem klimalarda birinci lig firmalarının sayısı 10-12’yi geçmez, ikinci ligle birlikte tahminen sayı 25 olur. Split klimalarda ise 130’un üstünde firma var. Bu alanda yerli üretim yapan sadece Arçelik ve Vestel’dir. Evlerde klima penetrasyonunun yüzde 5’in altında olduğunu düşünüyoruz. Klima son on yıllık gelişimini hanelerden ziyade ticari kuruluşlarda yapmıştır. Hafif ticari dediğimiz küçük işletmelerde penetrasyon hızlı arttı. Artış devam eder. Split klima pazarı son 2 yılda 2 katına çıktı.

PAZARIN YARISI İKİ FİRMANIN. Antalya ve çevresi klimanın en çok satıldığı yerlerdir, Çünkü, bu bölge hem turizmin göbeğidir, hem de sıcak bir bölgedir. Üstelik belli bir satın alma gücü var. En büyük potansiyel de bu bölgede. Bunun dışında hiçbir yerde anormal derecede az veya anormal derecede fazla talep yok. Erzurum’da, Batman’da bile inanılmaz sayıda klima satılmaktadır. Erzurum’da yazlar sıcak olur. Arçelik ve Vestel işin yarısını alır. Bunların dışında belli bir hacme ulaşmış 6 firma daha sayabiliriz.

İklimlendirme olarak tanımladığınız sektörün Türkiye’deki hacmi ne kadar?
Sektör iç içe geçmiş olimpiyat halkaları gibidir. Mesela bir binayı mimar tasarlarken bir mühendis de hava, su ihtiyacını tasarlar.

Dolayısıyla, bunun bir mühendislik ayağı vardır ki müşavir mühendislik firmaları bu işi yapar. Onların da kendilerine göre pazarı var.

İkincisi, bizim de yer aldığımız cihaz pazarıdır. Ama bundan başka cihazları, takan, monte edenlerin de bir pazarı var. Bunlara ilişkin aksesuar gibi işleri yapanların da pazarı söz konusu. Biz sektörde cihaz satan ve üreten şirket olduğumuz için pazarı bu şekilde tanımlıyoruz. Dolayısıyla böyle baktığımız zaman aşağı yukarı sektörün l milyar dolarlık bir hacmi olduğunu düşünüyoruz.

2005’te panel yatırımı yaptınız. Rakiplerinizin de bu konuda yeni yatırımları var. Burada normalin dışında bir hareket mi söz konusu?
Panel radyatörün 14-15 yıllık bir geçmişi var. Bundan önce döküm radyatör vardı. Panel radyatör döküme göre daha az maliyetli, yapması daha kolay bir iş. Bu iş önce Avrupa’da başladı. Türkiye’de ise ilk üretime başlayan DemirDöküm ve Termoteknik’tir. Sonra bizim gibi ısıtma şirketleri bu işe girdi. Çünkü, kombinizi satan bayinize radyatör de veremiyorsanız bu iş olmaz.

1994 krizinden hemen sonra Türkiye’deki otomotiv sanayi krize girdi. Otomotiv yan sanayi özellikle sac üzerine çalışan firmalardan oluşuyordu. Bunlar krizde ne yapabileceklerini düşünürken panel radyatör işinin geliştiğini gördüler ve bu işe girdiler. Bugün Bursa’da miktarsal olarak büyük oyunculara bakarsanız, otomotiv yan sanayisinde çalışırken radyatör üretimi yapan firmalar haline geldiğini görürsünüz. Oyuncu sayısının artması ve bu işin kaliteli yapılması ile bir süre sonra fiyatlarımız Avrupa’ya ucuz gelmeye başladı. Onlar da gelişmeye ve zenginleşmeye paralel olarak daha temiz endüstrilere yönelmeye başladılar. Panel üretiminde Avrupa artık rekabetçiliğini yitirdiği için dışarıda üretimin daha uygun olduğu düşünülmeye başlandı. Tabii Türkiye’deki genel eğilimi de unutmamak gerekir. Türkiye’de biri bir işten para kazanmaya başlayınca arkasından birçok giriş olur. Dolayısıyla rekabet hızla arttı. On yıl önce radyatör fiyatı 80 dolarda iken bugün 30 dolara düştü.

"3 VARDİYA ÇALIŞINCA YATIRIM YAPTIK"
PANEL TESİSİMİZ 24 SAAT ÇALIŞIYOR. Geçen yıl yaptığımız 137 milyon dolarlık satışın 20 milyon doları panel radyatörden geldi. Bu önemli bir rakamdır. Dudullu’daki panel fabrikamız geçen yıl 3 vardiya çalışıyordu. Bir fabrika 24 saat çalışıyorsa demek ki iş var. Bunu artırmanız mümkün değildi. Halbuki dünya ve pazar büyüyor. Bunun üzerine bir tesis daha kurmaya karar verdik. Bu fabrika hem talebe cevap vermemize hem de büyümemize katkıda bulunacak. Önümüzdeki yıl muhtemelen tek vardiya çalışmaya başlayacak. Tamamen devreye girdiğinde bize getireceği ilave iş hacmi 20 milyon dolardır.

DENGELİ BİR BÜYÜME HEDEFLİYORUZ. Bizim radikal değişiklik hedeflerimiz yok. Bundan sonraki faaliyetlerimizi hissedarların bizden beklentilerine göre sürdürmek zorundayız. Bizden de başarılı, az riskli, kâr eden, sürprizlere uğratmayan, dengeli bir büyüme beklediklerini düşünüyoruz. Biz de bu dengeyi sürdüreceğiz. Bulunduğumuz bütün ürün gruplarında dengeli büyüyeceğiz. Radyatör fabrikası devreye girecek. Onun getireceği bir katkı var. 2006, hatta 2007 için büyük yatırımlar öngörmüyoruz. Mevcut tesislerimizle, yeni pazarlarla ve iç pazarda paylarımızı koruyarak rekabetin giderek arttığı koşullarda verimliliği artırarak hissedarlarımızın bizden beklediği bir şirket olma yolunda ilerleyeceğiz.

Yani, Avrupa’daki üretimler Türkiye’ye mi kaymaya başladı?
Tamamı değil. Ama Türkiye Avrupa’nın en büyük üretim kapasitesine sahip. Türkiye’de bugün aşağı yukarı 18 milyon metre tül panel radyatör kapasitesi var. Bu kapasiteyi 30’a yakın firma üretiyor. Bugün Türkiye pazarının yaklaşık 3 milyon metre tül olduğu tahmin ediliyor. Türk üreticiler yaklaşık 5,5 milyon metre tül de ihraç ediyorlar. Demek ki, sektör yüzde 50 kapasite ile çalışıyor. Bu iş giderek de canlanır. Çünkü, hükümetin politikaları, mortgage sistemi ve inşaattaki hareketin olumlu etkileri olacaktır.

Özelde konut genelde inşaat sektöründe bir hareketlilik var. Bunun sektöre yansıması nasıl oldu?
İnşaat ve konutta canlanma başladıktan 14-18 ay sonra bizim sektöre yansıması olur. Bu yıl son çeyreğe doğru canlanmayı hissetmeye başladık.

Önder Şahin’e göre, Türkiye’deki her 100 evin 80’inde kalorifer bulunmuyor.

Sektörünüzde inşaattan kaynaklanan nasıl bir potansiyelden bahsedebiliriz?
Türkiye’deki mevcut evlere bakarsanız her 100 evin 80’inde kaloriferli ısıtma sisteminin olmadığını görürsünüz. Yani, mevcut evlerin yenilenmesiyle gelişecek zaten önemli bir pazar var. Bir kente ya da bölgeye doğalgaz geldiği zaman orada bir hareket hemen gözleniyor. Bundan sonra yapılacak konutlar artık kalorifersiz olamayacağı için yeni konut yapıldıkça sektörümüz için kaçınılmaz bir büyüme oluşuyor.

2003-2005 dönemi için doğalgaz verilmesi hedeflenen Adapazarı, Bilecik, Çorum, Erzincan, Kayseri, İzmir, Erzurum, Samsun, Sivas, Ağrı gibi iller vardı. Ancak, bunların çok azı gerçekleşti. DOSİDER olarak bir çalışma yaptık. Bu çalışmaya göre önümüzdeki 3-5 yıl içinde doğalgaza dönüşüm nedeniyle bu illerde 1,5 milyon kombi ihtiyacı oluşabilir. Müthiş bir gelişim bizim sektör için kaçınılmaz.

Türkiye’de yılda 600 bin yeni konut ihtiyacı olduğu öngörülüyor. Bunların realize olması sizin için ciddi bir potansiyel yaratır mı?
Doğrudur. Farkında değiliz, ama büyüklükler çok önemli, iklimlendirme sektöründeki şirketleri saysanız, sanıyorum en büyük hacimli şirket DemirDöküm’dür.

Tahminime göre, 200 milyon dolar civarında iş yapar. Onun arkasında biz varız. Ondan sonra gelenler bizim yarımız ve altında bir miktarda iş yaparlar ki biz onlara göre çok büyük kalıyoruz. Fakat, Demirdöküm, bir Koç Holding şirketi olmasına rağmen Arçelik’in yanında 5’te l oranında kalır. Çünkü, Arçelik milyar dolarlık bir şirket. Arçelik bir işe girdiği zaman onun hattı harekatı olayı öyle bir değiştirir ki. Bu Türkiye için de böyle. Avrupa’yı kaygılandıran büyüklüklerden biri de nüfustur. Komşumuz Yunanistan İstanbul kadar bir yer. Bütün hareketler burayı ne kadar değiştirebilir? Türkiye’nin nüfusunu düşünürsek hareketler çok önemli miktarsal etkilere yol açar. Onun için Türkiye’de inşaat sektörü hareketlendiğinde birçok alana yansır. Ayrıca, nüfus artış hızı da 1,8’dir. Dolayısıyla her yıl yeni konutlara ihtiyaç var. Eskiyen konutların yerine de yeni konutlar gerekiyor. Bu da bizim için önemli bir potansiyel demek.

Bu potansiyel sektörünüzü patlatır mı?
Bizde patlama olmaz. Ama sektörün geleceği çok iyi. Enflasyon düştü. Alım gücü belli bir noktaya geldi. Isıtma sektörü olarak baktığımız zaman birçok ile doğalgaz verilecek. Bu ısıtma cihazları satışını etkileyecek. İnşaat sektörü gelişiyor, mortgage sistemi konuşuluyor. Dolayısıyla bizim mal satabileceğimiz sektör iyi gelişmektedir.

Soğutmaya baktığımızda ise yazlar ısınıyor. Turizm bizim sektörsüz olamaz. Şimdi turizm sektörü sezonu yıl geneline yaymak istiyor. Ancak, 2003’te gaz verilmesi gereken şehirlerde hala hareket yok. Yani, birçok şey de öteleniyor. Dolayısıyla patlamalar olmaz, ama bu alan gelişir. Biz geleceğe böyle bakıyoruz.

Planda olan ve doğalgaz verilmesi gereken toplam kaç il var?
Benim elimdeki listede 35 şehir var. Ama bu artmış olabilir. Bu 35 şehirde 440 bin soba, l milyon 455 bin kombi, 44 bin kazan, 32 bin brülör, l milyon 83 bin sayaç satılacağı tahmin ediliyor. Tabii bu bir yılda olmaz, zamana yayılan bir süreçtir.

Isıtma ürünleri pazarında kaç firma faaliyet gösteriyor? Hızlı büyüyen bir alan mıdır?
Isıtmada bellibaşlı 10 firma bulunuyor. İrili ufaklı 40 civarında firma olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de Kazancılar Derneği’ne üye 2 bin şirket var. Dolayısıyla rakamı 2 bine kadar taşıyabiliriz. Radyatörde ise 5 büyük oyuncu sayıyoruz. Brülörde 7 tane firma bulunuyor. Hesaplamalarımıza göre, sektör 2005’te 2002’ye göre yüzde 51 büyümüş. Oldukça önemli bir büyümedir. Önümüzdeki yıl bu alanın yüzde 16 daha büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Tabii, bu hız her zaman böyle devam etmez. Ancak, Türkiye’nin yüzde 7 büyüyeceği öngörülüyor. Bu sektörün Türkiye’nin büyümesinden daha fazla büyüyeceğini düşünüyoruz. Çünkü, şartlar sektör lehinedir.

Tümünü Temizle
Karşılaştır