Hata oluştu. Lütfen tekrar deneyiniz.
X
Sepet
Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.
EN TR
TR
EN
Kombi Kazan Isı Pompası Güneş Kolektörü Brülör Radyatör Isı Gideri Paylaşım Sistemi Yardımcı Ürünler
Bireysel Soğutma Merkezi Soğutma
Dalgıç Pompa Santrifüj Pompa Dalgıç Pompa Motorları Hidrofor Sirkülasyon Pompa
Bina Yönetim Sistemleri Enerji Verimliliği Danışmanlık Hizmetleri Isı Paylaşım Hizmetleri Satış Sonrası Hizmetleri
Yetkili Satıcılar Yetkili Servisler Tüketici Destek E-Ticaret Destek
Genel Bakış Faaliyetler Referanslar İnsan Kaynakları Yatırımcı İlişkileri Medya Kişisel Verilerin Korunması
ANASAYFA
Isıtma
Soğutma
Su Basınçlandırma
Mühendislik Hizmetleri
Destek
Kurumsal
İletişim

Alarko Carrier, SA 8000 Sertifikası Aldı

SA 8000 belgesini almak için öncelikle ISO 9001, ISO 14000 ve OHSAS 18001’e sahip olunması gerektiğini ifade eden Önder Şahin, ISO 14000’in, çevre ve güvenlikle ilgili konulmuş yasaların üstündeki standartlara uygunluk sağladığını, OHSAS 18000’in de çalışan sağlığı ve güvenliğiyle ilgili tedbirler aldığını belirterek şunları söyledi:

"Bazı şirketler kendilerine bu hedefi koyuyor ve ona ulaşmaya çalışıyorlar. Bu hedefe, kamuoyundan daha çok puan toplamak için değil gerçek bir katkı sağlama amacıyla ulaşmaya çalışmak gerekiyor. Çünkü çevreyle ilgili şartlar, sizin kullandığınız suyla, elektrikle, yaktığınız yakıtla alakalıdır.

Bunlar da sizin temel şirket girdilerinizi oluşturur bunları ne kadar azaltabilirseniz o kadar ekonomik fayda sağlarsınız. Onun için de ölçmeye başlıyorsunuz. Aynı şey çalışan sağlığı ve güvenliği için de geçerlidir. Burada da sosyal anlamda söz ettiğiniz her olayın ölçülebilir bir boyuta indirgenmesi lazım. Bu ölçümler recordabel rate, incident rate, total lost time gibi değerler ile, sizin işletmenizde ne kadar kaza olduğu, bu kazaların ciddiyet oranı, kazaların ne kadar işgücü kaybına neden olduğu gibi soruların yanıtlarını size sağlıyor." Yasal şirketlerin, çocuk işçi çalıştırılmaması, çalışma saatlerinin belirli olması gibi şartların yerine getirilmesinin ardından çalışandan verim alabileceğini kaydeden Şahin, işverenlerin kayıp işgücünü azaltmaları gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer çalışanınız bir iş kazasında sakatlanırsa, yerine hemen birini bulamayacağınız için hem evde oturan birine para veriyor olacaksınız hem de 11 kişilik bir takımdan bir kişinin dışarıda kalması nedeniyle 10 kişinin verimi düşmüş olacak. Bu mantıkla yola çıkarak, bu adamın kayıp işgücünü azaltmanız gerekiyor. Bunu yapmak için gerekli tüm tedbirleri alarak işgücü verimini artırmanız gerek.

OHSAS 18001 ve ISO 14000 belgelerini alan bir şirket, çalışanı için çok iyi sosyal ortam yaratabilmiş demektir. Bizim çalışma felsefemizde bu açıdan şeffaflık çok önemli. Gebze’deki şirketimizin mimari tasarımı dahi bu unsura dayanılarak yapılmıştır. Cam duvarlar ana unsurdur böylece herkes herkesi görüyor ve verimlilik artıyor. Böylesi bir ortamdan zamanla herkesin hoşlandığını ve işyerinin çok uygar bir yer haline geldiğini görebiliyorsunuz." Sektörde diğer firmalarla rekabet etmenin belirli maliyetleri olduğunu, fakat bu maliyetlerin bir süre sonra tüketici tercihinde ve uluslararası firma olma bağlamında geri döneceğini belirten Şahin, yurt dışı alıcıların artık ISO 9000 belgesi ile yetinmediklerini ifade ederek, "Dünyada, sosyal sınıfları azaltılmış, sınıfsız bir toplum hedefi var. Eğer bu belgeyi aldıysanız kendi içinizde bunu sağlamışsınız demektir. Ancak bu belgelerin hiçbiri, üniversite diploması gibi alınıp bir yere atılamaz.

Gelecek sene bunu geri alabilirler ve siz tekrar çalışıp geri kazanabilirsin. Bunları yapmamızın amacı çalışan bir "asset"tir. Bizim çalışanlarımıza yılda ödediğimiz tutar, yani personel giderlerimiz 19 milyon dolardır.

Ciromuz ise aşağı yukarı yıllık 150-160 milyon dolardır. Bu ciroyu yapan da bu 19 milyon dolarlık harcamadaki insanlardır. Bakış açısı budur ve bunun ciddi maliyetleri vardır. Özetle SA 8000 bunu sağlamak için gerekli bir oluşumdur" dedi.

ISO9001, ISO 14000 ca OHSAS 18001’in ardıdnan 2004 Aralık’ında SA 8000 balğasena sühep olan Alarko Carrier’ın Yardımcı İşletme Müdürü Erkin Savçın ile SA 8000 belgesi gelişim süreci, standardın firmaya kazandırdıkları ve SA 8000 belgesinin önemi üzerine konuştuk.

Alarko Carrier’ı SA 8000 belgesini almaya götüren süreci anlatır mısınız?
Çalışmalara 2001 yılı başında başladık. Öncelikle ISO 14001 ve OHSAS 18001 sistem belgelerini almayı hedefledik. ISO 9001-2000 ile kalite taahhüdünü yerine getirdik ISO 14001 ile çevreye karşı taahhüdümüzü yerine getirirken diğer yandan doğal kaynak kullanımını azaltıcı faaliyetleri planlamaya başladık. Bu da bize karlılığa geçiş ve kaynak kullanımı açısından avantaj sağladı. ISO 14001 ile OHSAS 18001 belgelenme çalışmalarımızı birlikte yürüttük. Çalışmalar 1,5 yıl sürdü ve 2002 Ekim’inde İngiliz Standartlar Enstitüsü (BSI) tarafından yapılan denetim sonucunda Türkiye’de ISO 14001-OHSAS 18001 Entegre Sistem Yönetim belgesini almayı başaran ilk firma olduk. ISO 14001 ile üretimde kullandığınız enerji miktarını azaltarak daha verimli hale gelmeyi, LPG ve doğal gaz gibi kaynakların kullanımını azaltmayı, su kullanımını daha verimli hale getirmeyi hedefledik. Kalite ve çevre taahhüdlerimizin yanı sıra üçüncü olarak da "çalışılan ortamda iş güvenliği" taahhüdünü yerine getirmeye başladık. Bunun da bir takım gereklilikleri söz konusuydu. Bulunulan her durum ve koşul için risk analizleri yapılması gerekiyordu.

SA 8000 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistem Belgesi alınması ve Entegre Yönetim Sistemi’nin genişletilmesi için ise çalışmalara 2003 sonunda başladık ve 1 yıl süren çalışmalar sonucunda 2004 Aralık’ında da SA 8000 Sistem Belgesi’ni aldık. Çalışmalar için 15 kişilik bir ekip oluşturduk ekipte 1 müdür, 2 müdür yardımcısı ve 12 şef yer aldı. 5 gün BSI tarafından denetlendik. Denetim 4 aşamada gerçekleştirildi. İlk aşamada, evrak ve kayıtlar incelendi. Sonra gruplarla yüz yüze görüşmelerle uygulama denetlendi. 3 aşamada, seçilmiş taşeronlarla görüşmeler yapıldı. Denetimin dili İngilizce idi ve bu nedenle 2 tane de tercüman getirilmişti. Denetimler evrakların ve kayıtların denetlenmesi, gruplarla yüz yüze görüşmelerle uygulamanın denetimi, seçilmiş taşeronların denetlenmesi ve OHSAS 18001 gerekliliklerinin sağlanıp sağlanmadığının kontrolü olmak üzere 4 aşamada gerçekleştirildi.

SA 8000 belgesine sahip olmanın, Alarko için önemi nedir?
Alarko topluluğu felsefesinin on temel ilkesinden biri olan, "tüm faaliyetlerde doğayı ve kurum içi sosyal dengeyi korumak" ilkesinden yola çıkarak 2002 yılı içinde ISO 14001 Çevre Yönetim Sistem Belgesi ve OHSAS Çalışan Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetim Sistem Belgesi’ni 1 yılı aşkın süreyi kapsayan çalışma sonucunda almaya hak kazanmıştık. SA 8000 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistem Belgesi’ni alarak, Alarko topluluğu felsefesi zincirini oluşturan halkalardan birini daha tamamlamış olduk. ISO 9000 ile müşteriye, ISO 14001 ile çevreye, OHSAS 18001 ile de çalışana sağlıklı güvenli iş ortamı taahhüdümüzü belgeledik. SA 8000 ile ise doğrudan ya da dolaylı (taşeron çalışanları) çalışanlarımıza karşı sosyal sorumluluk taahhüdümüzü belgeledik. Bunun bir sonrası "Kurumsal Sosyal Sorumluluk" taahhüdüdür. İhracatta, 2000’li yıllarda sadece ISO 9000 belgesi aranılırken, bugün ISO 14001 ve OHSAS 18001 belgesi istenir duruma gelindi. SA 8000 belgesi ise bu 3 belgeyi tamamlıyor. Belge, önümüzdeki süreçte ihracatlarda karşımıza ön şart olarak çıkacak ve dışa açılımlarda avantaj sağlamamıza yardımcı olacaktır. Belge ayrıca Avrupa ile uyum sürecinde, AB ülkelerinin "kullanacakları mamul üretim standardizasyonları" ile ilgili istemlerine cevap vermemizi sağlayacak. "Maksimum Çalışan Memnuniyetinin" oluşmasına katkı sağlayacak ve bu memnuniyet de performans değerlerinin yükselmesini beraberinde getirecektir. Bağımsız ve kabul edilmiş otoritelerce sistemimizin sürekliliği ve gelişmesi kontrol altında tutularak teyit edilecektir. Bu durum yeni iş olanaklarına ortam hazırlayacağı gibi "firma imajına" da olumlu katkı sağlayacaktır.

ISO 14001-OHSAS 18001-SA 8000 Entegre Yönetim Sistemi’nin yerleşmesiyle birlikte ne gibi çalışmalar ve ölçümler yaptınız?
Her bir durum ve operasyon için insan sağlığı ve güvenliği ile ilgili risk analizleri ve çevresel boyutlarla ilgili analizler yaptık. Alarko’nun Gebze ve Dudullu fabrikalarında insan sağlığı ve güvenliği ile ilgili toplam 5006 tehlike saptayarak, risk oluşturacak bu tehlikelerle ilgili engelleyici kontrol yöntemleri geliştirdik. Yine her iki fabrikada, çevresel risk oluşturabilecek 3195 çevre boyutu saptadık ve bunlarla ilgili de engelleyici kontrol yöntemleri geliştirdik. Eğer bir kontrol yöntemi geliştiremeyeceğimiz prosesler veya durumlar varsa bunları daha güvenli olan proses ve durumlarla değiştirme yoluna gittik. Bu örnekler daha çok işgücü yoğun üretim atölyelerinde yapılan çalışmalarda karşımıza çıktı. Örneğin tezgahların birinde çalışan operatörün makinaya elini kaptırma riski vardı. Bu sistemi değiştirdik ve sensörler, ek koruyucu donanımlar ilave ettik. İş kazaları ölçülerek sonuçlarını değerlendirdik ve kazaların oluş şekline, nedenlerine, uzuvlara, kaza oluş gün ve saatlerine göre analizler yapıp kazaları önleyici önlemler geliştirdik.

Kurulmuş bulunan " İşçi Sağlığı Güvenliği (İSG) ölçümleri laboratuvarında" gürültü ölçümleri ve "kişisel maruz kalma ölçümleri" de periyodik olarak yapılmaktadır. Ayrıca, titreşim maruz kalma ölçümleri, ortam imisyon ölçümleri de yine bu laboratuvarda ölçülmekte ve elektronik ortamda raporlanarak değerlendirilmektedir.

Çevresel Ölçümler Laboratuvarı’nda ise baca gazı emisyonları, kullanma suyu ve atık su analizleri periyodik olarak yapılmaktadır. Tesis içinde kurulmuş bulunan "enerji izleme merkezinde", elektrik enerjisi tüketimi anlık olarak, tüm makine, donanım ve atölyeler bazında izleniyor. Tüm doğal kaynakların kullanımı elektronik ortamda izliyor ve bu kullanımları azaltıcı projeler geliştiriyoruz. Tüm atıkları izleyip, atık azaltıcı planlar yapıyoruz. Çalışan mavi yakalı personelimiz sendikalı olduğu için seçilmiş bir sendika temsilcisi bulunmaktaydı. Bu yıl içinde beyaz yakalı personelimiz için de firma içinde temsilci seçimi yaptık.

ISO 14001, OHSAS 18001, SA 8000 konularında, 117 taşeron firmaya tarafımızdan eğitim verildi. Taşeron firmalar, 6 ayda bir periyodik olarak Alarko Carrier’ın eğitimli tetkikçileri tarafından sistem gerekliliklerine göre denetlenmekte ve gelişme planları hazırlanmaktadır. Ayrıca restoran ve çay salonları girişlerine sandıklar konularak, sosyal durum ve diğer taleplerle ilgili olarak çalışanların katılımı sağlanmış oldu ve tüm çalışanlar için söz konusu sağlık, güvenlik ve çevresel risklerle ilgili risk öneri sistemi kuruldu.

Bize risk önerisi sisteminden bahseder misiniz?
Sistem sadece işverenin düşüncelerine yönelik olarak ilerlemiyor. Bir de risk öneri formu dediğimiz bir düzenek var. Diyelim ki saptadığımız tehlikeyi ortadan kaldırmak için yatırımlar yapıp çalışılan ortamı daha güvenli hale getirdik. Bunun haricinde çalışan kişi de risk önerisi verebiliyor. Onun verdiği risk önerisi de değerlendirmeye alınıyor. Bunun üzerine koruma yöntemleri geliştiriliyor ve gerekli yatırımlar yapılıyor.

Yaptığınız analiz çalışmalarında başka ne gibi sonuçlar ortaya çıktı?
Örneğin iş kazalarının oluş nedenlerini ve sonuçlarını araştırırken, parmak ve el kesimlerinin nedenlerini ve en çok hangi günlerde iş kazalarının gerçekleştiğini araştırdık. Mesela 2004 yılında iş kazalarının % 32’lik kısmı çarşamba günleri yoğun olarak gerçekleştiğini saptadık. Kazaların en yoğun yaşandığı saatin ise 11:00-11:59 arası yani tam öğle yemeği öncesi ve dikkatlerin öğle yemeğinde odaklandığı bir an olduğunu gördük. İşyeri hekimi ile yaptığımız değerlendirmeler sonucunda "kan şekeri sorunu " olabileceği düşünülerek tüm günler için saat 11.00 de ilave çay saati planladık. OHSAS 18001 ile beraber bu tip çalışmalar ürettik. Sonraki aşamada da Social Accountbility yani Sosyal Sorumluluk dediğimiz bir standart geldi. Aslında bunun bir ileri aşaması da var ve bu da Kurumsal Sosyal Sorumluluk. Fakat Kurumsal Sosyal Sorumluluk daha Türkiye’nin gündemine yeni giriyor.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk ne demek?
Kurumsal Sosyal Sorumluluk ile Sosyal Sorumluluk arasındaki fark şu: Sosyal Sorumluluk standardında firmanın çalışanlarına ve çalıştırdıklarına, direkt ya da endirekt çalıştırdıklarına sosyal taahhüdünü yerine getiriyorsunuz. Yani yasalarda tanımlanan bir takım sosyal taahhütler var ve bunları zaten yerine getirmek zorundasınız. Ancak yasalarda tanımlananlar haricinde standardın getirdiği formülasyonla hesaplanan ve olması gerekli asgari geçim düzeyi hesaplanıyor. Ücretle ilgili lokalizasyon, içerideki çalışma koşullarının düzeltilmesi, sendikalı olmayan kesimin bir temsilcisi olması gibi gereklilikleri de yerine getirdik. Bu haklar ve geldiğimiz sosyal gelişmişlik düzeyini sadece bizim doğrudan çalışanlarımız için değil, çalıştırdığımız tüm taşeronları de kapsayacak şekilde yani dolaylı çalışanlarımızı da kapsayacak şekilde genişletmemiz gerekiyor. Yani güvenlik, servis vb. gibi tüm çalıştığımız tedarikçilerimizi önce bu konu ile ilgili eğitmeye başladık ve sürdürmekteyiz. Belirli periyotlarda denetimlere tabi tutarak, bu taahhütleri yerine getirip getirmediklerini ve sürekli gelişmeyi sağlayacak çalışmalar içerisinde olup olmadıklarını kontrol ediyoruz.

Peki denetimleri neye göre yapıyorsunuz?
Nelere bakılacağına ilişkin bir "Kontrol Cetveli" oluşturduk. Ekibimiz gidip öncelikli kontrolleri yapıyor. Yani denetimi doğrudan kendimiz yapıyoruz. Ama bu işi sizin adınıza yapan, taşeronlarınızı denetleyen "bağımsız firmalar" da var. Bu tip denetimlerle daha çok tekstil sektöründe karşılaşılıyor. Çünkü onların taşeron sayıları bize göre çok fazla. Bir de tekstilde çocuk ve genç işçi sayısı diğer sektörlere göre daha yüksek. Bizim çalıştığımız taşeronlarda çocuk ya da genç işçi pek fazla yoktur. Biz denetimleri kendimiz yapıyoruz. Denetimlerde gittiğimiz taşeron firmalarda mavi yakalı veya beyaz yakalılardan rasgele seçilen bir grup oluşturuyoruz. Onlarla grup toplantısı yapıyoruz. Bir yandan belgeleri kontrol ederken, diğer yandan kişilerin fikirlerini alıp ona göre değerlendirme yapabiliyorsunuz. Ondan sonra kendi firmamıza dönüp raporlama yapılıyor. Bulgular tespit edilirse, onlarla ilgili düzeltici faaliyetler planlanıyor. Şu anda yılda iki defa denetim planlanıyor. Olayın bir de Kurumsal Sosyal Sorumluluk kısmı var. Orada da firmanın sadece çalışanlarına değil topluma karşı sosyal taahhütlerini yerine getirmesi söz konusu. Bunun için de topluma yönelik sosyal gereksinimleri karşılayacak projeler geliştirilmesi ve bu konularda çalışılması ve planlanması gerekiyor. Fakat Kurumsal Sosyal Sorumluluk Türkiye’de daha çok yeni. Bir takım eğitim veren profesyonel kuruluşlar bunun eğitimine yeni başladılar. Bu konulardaki çalışmalar da sürüyor.

Standart size neler kazandırdı?
Örneğin elektrik enerjisi tüketiminde, 2001-2004 yılları itibariyle bir kıyaslama yaptığımızda % 20’lik bir azalma sağladığımızı gördük. Yine aynı yılları kıyasladığımızda su kullanımında da % 7’lik tasarruf ettiğimizi hesapladık. Bu süre zarfında LPG kullanımında % 6’lık bir azalma sağladık. Tabii burada en çarpıcı sonuçlar iş kazaları oranlarında karşımıza çıktı. 2001 yılında 269 olan kaza sayısını 2004 yılında 35’e indirerek, iş kazalarında %87 bir azalma sağladık. Buradaki hedefimiz 2005 yılı sonunda ise bu iş kazası sayısını 29’a düşürmek. Bu bağlamda iş günü kayıplarında da % 51’lik bir azalma sağladık. Tabii tüm bu bahsettiğimiz çalışmalar, üç belgenin toplam sonuçlarıdır. Bunların yanı sıra "kayıp iş günü vaka oranını" (KİVO), "kayıp işgünü yoğunluk oranını" (KİYO), "toplam kaydedilme oranını" (TKO) da hesaplamaktayız.

KİVO, KİYO, TKO nedir ?
Dünyada ülkeler arasında zorunlu aylık çalışma süreleri değişiklik göstermektedir. Örneğin ülkemizde bu süre 225 saattir. Bu durumda kayıp işgünleri, iş kazası sayıları ülkelerin farklı çalışma saatleri olması dolayısıyla birbirleriyle karşılaştırılarak değerlendirilemeyecektir. Bu farklılığı gidererek, farklı çalışma saatlerinde de aynı değersel sonuçları içeren uluslararası oranlar formüle edilmiştir. Şimdi diyeceksiniz ki ne anlama geliyor bunlar? Kayıp işgünü vaka oranı, işgünü kaybına neden olan vakaların yoğunluğunun hesaplanmasıdır. Kayıp işgünü yoğunluk oranı, işgünü kaybı yoğunluğunun ve toplam kaydedilme oranı ise işgünü kaybına neden olsun olmasın kaydedilen tüm kazaların yoğunluğunun oranıdır. İsterseniz şimdi bir örnekleme yapalım. A firmasında 1 yıllık çalışma süresinde işgünü kaybı 20 gün olurken B firmasında ise 40 gün olmuştur. İlk bakışta B firmasının durumunun A firmasına göre %100 kötü olduğunu düşünürsünüz. Gelin birlikte hesaplayalım bakalım gerçekte öyle mi? Diyelim ki A firması 1 yılda 1.000.000 adam saat çalışmıştır. B firması ise 2.000.000 adam-saat çalışmıştır. Uluslararası normlarda ortalama 100 işçinin yıllık çalışma süresi 200.000 saat kabul edilmiştir ( Bizde ise yaklaşık 250.000 saattir). Formülümüz (kayıp gün sayısı / 1 yıllık çalışma saati) x 200.000’dir. Bu formülden hesaplarsak, her 2 firmanın işgünü kaybı yoğunluğunun aynı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Tümünü Temizle
Karşılaştır