Hata oluştu. Lütfen tekrar deneyiniz.
X
Sepet
Sepetinizde ürün bulunmamaktadır.
EN TR
TR
EN
Kombi Kazan Isı Pompası Güneş Kolektörü Brülör Radyatör Isı Gideri Paylaşım Sistemi Yardımcı Ürünler
Bireysel Soğutma Merkezi Soğutma
Dalgıç Pompa Santrifüj Pompa Dalgıç Pompa Motorları Hidrofor Sirkülasyon Pompası
Bina Yönetim Sistemleri Enerji Verimliliği Danışmanlık Hizmetleri Isı Paylaşım Hizmetleri Satış Sonrası Hizmetleri
Yetkili Satıcılar Yetkili Servisler Tüketici Destek E-Ticaret Destek
Genel Bakış Faaliyetler Referanslar İnsan Kaynakları Yatırımcı İlişkileri Medya Kişisel Verilerin Korunması
ANASAYFA
Isıtma
Soğutma
Su Basınçlandırma
Mühendislik Hizmetleri
Destek
Kurumsal
İletişim

ALARKO CARRIER GRUP KOORDİNATÖRÜ ÖNDER ŞAHİN A HABER’DE

GK: A Haber ekonomi servisinden mutlu günler sevgili izleyiciler. “İşin Sırrı” programıyla karşınızdayız. Programımızda ekonomide ve sektörlerde yaşanan son gelişmeleri mercek altına alıyoruz. Bugünkü konuğumuz Alarko Carrier Genel Müdürü Önder Şahin. Efendim hoşgeldiniz yayınımıza.

ÖŞ: Hoşbulduk.

GK: Genel bir sektör değerlendirmesiyle hemen başlayalım dilerseniz. İklimlendirme sektörü bu seneyi nasıl kapatıyor, beklentileri karşılayabildi mi? Küresel krizden etkilendi mi?

ÖŞ: İklimlendirme sektörü bu seneyi gayet iyi kapatacak gibi görünüyor. Bu sene küresel krizden etkilenmedi ama 2008’den sonra 2009’da ciddi olarak etkilenmişti. İşin klima tarafı yaklaşık %45, ısıtma tarafı %40 kadar büzülmüştü. 2010’da bunu kısmen telafi etti. Bu sene ise 2008’e fevkalade yaklaştı. Hatta ısıtma tarafında 2008’i geçti.

GK: O zaman satışlar bu yaz yüzleri güldürdü mü? Sektörde satışlar nasıl geçti bu sene?

ÖŞ: Şimdi bu yüze bağlı birazcık. Kimininki daha fazla güldü, kimininki az. İnsanların hemen gözünün önünde canlandıracağı bu bireysel klimalara bakarsak, 2007’de Türkiye’de 1 milyon tane civarında satılıyordu. 2009 krizinde 550 binlere indi. Yani %45 azaldı. Sonra 2010’da bu 550-650’ye çıktı bu yılda yaklaşık 750’ye çıkacak. Geçtiğimiz 2 yılla kıyasladığımızda, 2008’deki rakamın hala altında. O sektörün pek büyümediğini söyleyebiliriz. Ama ısıtma tarafı bunu telafi etti. 2009’da ciddi bir düşüş yaşamasına rağmen 2010’da hemen onu yakaladı. Bu yılda muhtemelen 2008’in önüne geçiyor. Isıtma tarafında yüzler biraz daha fazla gülüyor.

GK: Havalar yavaş yavaş soğumaya başladı. Bu sene için anladığım kadarıyla kombi satışları için öngörünüz olumlu olacak.

ÖŞ: Kombi satışları... Evet bu sene herhalde en iyi senesini yakalayacak. Ama ısıtma deyince hemen sizin aklınıza kombi gelmesi de enteresan. Çünkü kombi ısıtma araçlarından sadece bir tanesi. Bu bizim evimize girdiği için biz onu görüyoruz, biliyoruz. Ama diğer ısıtma araçları kazan, brülör vs. fakat bunlar kışın soğumasıyla birden bire satılan birşey değil. Yani kışın geleceğini insanlar biliyor. Ona göre kış gelmeden de bunlar tedarik ediliyor. Kombi ilk 10 ayda iyi satıldı. 12 ayı da herhalde iyi tamamlayacak.

GK: Peki aslında kombi dediniz evimizde olduğu için. Yakından takip ettiğimiz ısıtma sektöründeki alt dallardan biri. Kombi denince, sizce kombiyi Türk halkı ekonomik kullanıyor mu? Ve kombiyi daha ekonomik kullanmak için neler yapmamız gerekiyor?

ÖŞ: Şimdi biz geçenlerde bir araştırma yaptırdık ve bu araştırmanın sonuçları da basına yansıdı. Hem kombi, hem klima kullanma alışkanlıkları açısından. Isıtma derken kombiye refere etmemizin sebebi tüketicinin doğrudan doğruya kumandası altında olması. Yani çok bilinmediğini alışkanlıkları gördük. Yapılması gerekenler aslında ilk mektepte öğrendiğimiz temel meseleler. Kışın odanın sıcaklığının 20 derece olması lazım. Bunu sağlamak içinde sizin kombinizin bir oda termostatı olması lazım. Eğer bu varsa siz bunu 20 dereceye ayarlarsınız ve kombinizde odadaki sıcaklığı 20 derecede tutacak şekilde kendisi devreye girer çıkar. Eğer böyle birşey yoksa bu sefer siz manuel kumanda ediyorsunuz ve sıcaklığı ölçmediğiniz için daima olması gerekenden birkaç derece fazla kullanıyorsunuz. Başka bir yöntemde odalardaki radyatörlerin üzerine termostatik vana koyar orada ayarlayabilirsiniz. Oturma odasını 20 dereceye, banyoyu 24 dereceye, koridorlarıda biraz daha düşük dereceye ayarlayabilirsiniz. Çünkü ısıtmada her bir derece fazla ısıttığınızda %6 daha fazla yakıt yani siz eğer 21 derece yerine 23 derece odanızı ısıtıyorsanız ölçemediğiniz veya kontrol edemediğiniz için daha fazla en az %10 – 12 yakıt tüketiyorsunuz demektir. İkincisi gece yatarken veya, evinizi terk ederken kombiler pat diye kapatılıyor kapatılınca o belli bir sıcaklığa gelmiş odanın ısısı düşüyor ve gelip tekrar çalıştırdığınız zaman sıfırdan bunu doldurmaya çalışıyorsunuz.

GK: Aslında tasarruf yapmak için evden çıkarken genelde kapatıyoruz veya gece uyurken ama yanlış bir uygulama.

ÖŞ: Ama bu doğru olmuyor. Bunu minimum bir düzeye getirip veya ekonomi düzeyine getirip düşük sıcaklıkta evi hala sıcak tutarsanız geldiğiniz zaman yakacağınız yakıt yani harcayacağınız yakıt daha tasarruflu olur. Aynı yanlışlık benzer şekilde klimada da yapılıyor. Klimada daha vahim yanlışlıklar yapılıyor. Çünkü klimaların üzerinde oda dereceleri görülebiliyor veya ayar dereceleri. İnsanlar bunu çok düşük derecede ayarlarsa çok daha çabuk ve hızlı serinleyeceklerini zannediyorlar. Halbuki serinletme derecesi de yazın 24 derecedir ve odanın içindeki sıcaklığın 24 derece olması lazım. Klimalar aşağı yukarı 6 ila 8 derece arasında hava üflüyor. Bu odadaki sıcak havayla karışarak ortalama da sizin istediğiniz havaya getiriyor. Onun için klimanın derecesini 18’e 17’ye 16’ya düşürerek daha hızlı serinleyemezsiniz. Üzerindeki ayar set değerini 24 dereceye getirirseniz oda 24 dereceye geldiği zaman klima durur veya kendini ona göre modüle edip ayarlar. Çünkü 24 derecede gayet konforlu bir sıcaklıktır. Yazın bu yanlışlıklar yapılıyor.

GK: Peki küresel ısınma da aslında iklimlendirme sektörü denince akla gelen bir başka konu. Küresel ısınmayı sektör nasıl ele alıyor? Ürün çeşitliliği, inovasyon Ar-Ge yatırımlarında ve dünya geleceği göz önünde bulundurulduğunda sektör küresel ısınma gerçeğinden nasıl etkileniyor?

ÖŞ: Şimdi önce bir kere küresel ısınmaya sebep olacak etkenleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Soğutkan gazları değiştirdi. Yani klimaların içinde kullanılan klora flora gazlar daha az. Ozona zarar veren gazlarla kaldırıldı hatta. Ozon Depletion Potential denen ODPS fevkalade düşük gazlarla değiştirildi. İlk olarak bunu yapıyor. İkinci olrak da klimalar elektrik harcıyor. Elektrik bir yerde üretiliyor, üretilen elektrik küresel ısınmaya üretim safhasında saldığı karbondioksitle katkıda bulunuyor. O zaman demek ki daha az elektrik tüketirsek küresel ısınmaya daha az zarar vermiş oluruz. O nedenle klimalar çok yüksek enerji verimliliği olan cihazlar haline geliyor. Çok daha az enerji tüketiyor. Aynı şey ısıtma tarafında var. Isıtma cihazları giderek daha az yakıt tüketen, daha yüksek verimli cihazlar haline geliyor ve aynı zamanda atık gazlarıyla da çevreyi daha az kirleten cihazlar haline geliyor. Ve bu bir yarış. Bu yarış tercih edilmek için gerekli. Yani rakiplerinizin arasında ikincisi daha az enerji harcayan cihazlar satınalma maliyetinin yanı sıra sahip olma maliyeti avantajıda getirdiği için tüketici tarafından tercih edilen cihazlar. Bu nedenle böyle bir yarış var sektörde.

GK: Aslında klima ilk hayatımıza girdiğinde küresel ısınmaya karşıyım ve evimde klima kullanmak istemiyorum cümlesini çok fazla duyardık. Ama anladığım kadarıyla sektör biraz daha bu konuda bilinçli hareket ederek enerji dostu ısıtma ve soğutmaya doğru yöneliyor dünya genelinde.

ÖŞ: Yöneldi zaten. Kullanılacak akışkanlarla ilgili bütün dünyada sınırlar, kısıtlamalar var. Türkiye’de bu kısıtlamaların bir parçası. Klimalarda artık böyle bir sorun olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Klimalardan ayrı olarak nasıl desem mesela buzdolapları çok daha önce hayatımıza girdi. Onlarda da soğutucu akışkanlar kullanıyor. Herkes soğutucu akışkanlarını ve enerji verimliliğini son derece yüksek bir yere getirdi.

GK: Enerji verimliliğini konuştuktan hemen sonra aslında sektörün Türkiye’de ciddi anlamda geliştiğini görüyoruz. Son yıllarda -siz de programın başında altını çizdiniz- Türkiye hem gelişen bir ekonomi olduğu için pazar anlamında olumlu sinyaller veren bir ülke, hem de yatırım imkanları açısından yabancıların uzunca bir süredir gözlemlediği bir ülke. Bu ilgi devam edecek mi sizce ne dersiniz? Özellikle kriz ortamını da göz önünde bulundurursak, yabancıların etkisi artarak devam eder mi? Önümüzdeki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

ÖŞ: Artarak devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü bu sektöre ilk giren yabancı Carrier’dır. Alarko San. Tic. A.Ş.’nin hisselerinin %42’sini alarak Alarko Carrier San. Tic. A.Ş. haline dönüşmüştür. Bu aşağı yukarı 13 sene önce oldu. Bu 13 senede pek çok firma ki bunların arasında Demirdöküm var, biliyorsunuz Vaillant’a geçti. Hep yabancılar tarafından ortaklık veya sahiplenilme yoluyla. Birincisi Türkiye’de ekonomi çok canlı. Pazar henüz daha nüfuz edilmemiş ve Türkiye dört mevsimi olan bir yer. Yani hem kliması hem ısıtma tarafı olan bir pazar. Öte yandan gelişmiş bir insan gücü üretimi için uygun alt yapısı var. Bu nedenle Türkiye çok cazip bir ülke. Daha fazla talebin olacağını da düşünüyorum. Ama zaten 96’da Türkiye gümrük birliğine girdikten sonra bütün firmalar ürünleriyle bu pazarda vardı. Şimdi bizzat buraya gelerek var olacaklar. Biz son derece iyimseriz.

GK: İstihdama katkısını da göz önünde bulundurmak gerekir tabi. Dolayısıyla yatırımların artmasıyla pazarın büyümesiyle gelişen bir diğer nokta istihdama katkısı. Çok kısa olarak bu konuda da bilgi alabilir miyiz?

ÖŞ: Şimdi buraya yeni gelen firmaların yeni yatırım tesisleri kurarak üretime yol açacak istihdam yaratacaklarını kısa vadede düşünmüyorum. En son gelenlere bakarsanız, Demirdöküm’ü satınalan firmanın yeni birşey kurduğunu zannetmiyorum. Çünkü zaten mevcuttu. Aynı şekilde yine rakiplerimizden bir tanesi de mevcut tesisleri olan bir şirkete ortak oldu. Onun için bunların yepyeni yatırımlar yapacağını değil, Türkiye’deki bu mevcut yatırımların modernize edileceğini, gelişeceğini ve bütün dünyaya hitap edeceğini ümit ediyorum yakın gelecekte.

GK: Efendim çok teşekkür ediyoruz, ağzınıza sağlık konuğumuz oldunuz.

ÖŞ: Biz teşekkür ederiz.

Tümünü Temizle
Karşılaştır